Maksut BALMUK’tan Eğitim Bir Sen Şube Yöneticisine Cevap
04 Subat 2012 13:39 Dün sitemizde Eğitimbirsen Yöneticilerinden Melih DURMAZ imzasıyla yayınlanan " Yönetici Atama Bahane; Eğitim Bir Sen Düşmanlığı Şahane" başlıklı habere Maksut BALMUK cevap verdi. İşte BALMUK'un sitemize göndermiş olduğu cevap yazısı...
Sayın Melih DURMAZ’ın yazısını kırmızı bırakıyor satır başlarının bazılarını siyah olarak sizlerle paylaşıyorum.
EBS DÜŞMANLARININ ŞER ORTAKLIĞI Yönetici Atama Bahane; Eğitim Bir Sen Düşmanlığı Şahane... Yönetici atama süreci uzun süre Milli Eğitim Bakanlığı’nın, sendikaların ve eğitim çalışanlarının en önemli gündem maddelerinden birini oluşturmuştur. Bu süreç boyunca atılan her adım birileri tarafından engellenmeye çalışılmıştır. Hazırlanan her yönetmelik sonrası birileri mahkemelerin önünü mesken tutarak, “aman ne yapalım edelim bu iktidar dönemindeki idareci atamalarını engelleyelim, nasılsa gün gelecek devran dönecek” diyerek iptal sürecini başlatmışlardır. Atılan her adımı engellemeyi muhalefet zanneden bu sivil toplum kuruluşlarının ideolojik tutumları Milli Eğitim Bakanlığının yıllarca vekâleten yönetilmesine neden olmuştur. Burada dikkat çeken önemli iki duruş vardır: Bunlardan birincisi her zaman eylem yapmayı sendikacılık zanneden, ancak vekâleten yöneticilik sürecinde eylem yapmayarak bu konudaki samimiyetini ortaya koyanlardır. Her defasında çarşaf çarşaf vekâleten idarecilik yapan yöneticilerin listesini yayınlayıp, kendi üyesi olup vekâleten yöneticilik yapanları unutarak tribünlere oynayanlardır. Buraya kadar olan kısmı tartışmaya dahi gerek yoktur fakat madem ki ele alınmış bir çift lafı da biz söyleyelim. Doğrudur haklısınız hukuka aykırı her düzenlemede yargıya gittik. Gitmeye de devam edeceğiz. Biz halen Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk devleti olduğuna inanıyoruz. Mahkeme kararına rağmen yargıya gidişi eleştirmek ne kadar doğru siz karar verin. Size kazanımımız açısından da önemli bir örnek vereyim. 13.04.2007 Cuma günü çıkarılan yönetmelikle bir gecede 500 bir ayda ise 15bin atama yapıldığında hangi parti binalarında, sendika şubelerinde referanslar verildiğini hatırlatmaya gerek var mıdır? Bu yönetmelikle yapılan ve Eğitim-İş’in açtığı dava ile iptal edilen bu atamaları da savunuyorsunuzdur eminim… Savunmuyorsanız o dönemde kılınızın dahi neden kımıldamadığını merak ettiğimizi belirtelim. Bunlardan ikincisi ise Milli Eğitim Bakanlığının attığı her adımı belirli ideolojileri kendilerine siper ederek yargıya taşıyan ve bunu kutsal görev olarak algılayanlardır. Bu duruşun ideolojik örneği olarak Danıştay’a açılan ve Danıştay’ında, hemen karara bağladığı “2010 Akademik Personel ve Lisans Üstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) sonbahar dönemi kılavuzundaki kılık kıyafetle ilgili düzenlemelerin yürütmesini oy birliğiyle durdurduğu” dava kararıdır. Bu ideolojik bakış açısı her yönetici atama sürecinde kendini göstermiş ve Milli Eğitim Bakanlığı 9 yıl boyunca vekâleten yönetilmiştir. Vekâleten bu yükü omuzlayan eğitimcilere ise vekâleten idareciliğin hiç bir faydası olmamıştır. Vekaleten yapılan yöneticiliklerde vekil olanların sadece sendika bilgilerini incelediğinizde vekaletten kimin nemalandığını dahi iyi görürsünüz. Siz şimdi bakan Hüseyin ÇELİK’in giderayak yaptığı 1000 okula 76.madde kapsamındaki atamaları da savunursunuz eminim. Unutmayınız sendikacılık üyeleri savunmak değil doğruları savunmaktır. Sayın genel başkanınızın “Eğitim Bir Sen menfaat örgütüdür, dünya yada ahiret menfaati olmayanın sendikamıza üye olmasına gerek yoktur.” cümlelerini unutmuş değiliz. Sizler unuttuysanız lütfen hatırlayınız. http://www.youtube.com/watch?v=1kByJDJRT_o Milli Eğitim Bakanlığının en önemli adımı olan ve okullardaki işletme körlüğünü ortadan kaldıran rotasyon uygulaması konusunda ortak hareket eden ve ıslarla rotasyonu iptal ettirmeye çalışmalarının perde arkasında yandaş kayırmak olduğunu ise bilmeyen kalmamıştır. Ayrıca yanlış yönlendirmelerle kendi üyelerini bile mağdur ettikleri ortadadır. Rotasyon uygulaması ile mahkeme yollarını aşındıranlar davayı kazanmalarına rağmen mağdur olmuşlardır. Çünkü davayı kazanmaları onları rotasyon uygulamasından kurtarmaya yetmediği gibi bir sonraki rotasyonda tercihlerini daraltmaktan başka bir şey yapmamışlardır. Çünkü atı alan üsküdarı çoktan geçmiştir. Her şeye ideolojik yaklaştığımıza vurgu yapıyorsunuz. Evet bir ideolojiye sahibiz biz Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlılık ideolojisine sahibiz. Sizler 10 Kasım’larda dahi büyük önderi anmazken sitenizde dahi tek cümle koymazken biz onun yolunda yürümeye and içmişiz. 03 Aralık 2012 tarihinde internet sitelerine “Eğitim Bir Sen davadan feragat ettiği için, MEB Anadolu Liseleri kararını uygulamayacak” başlıklı bir yazı düştü… Yazıda bahsedilen sendika 2005/73 sayılı genelgeyi yargı taşıyarak o dönem ki tüm atamaları iptal ettirerek Anadolu liselerine atanan öğretmenlerimizin mağdur olmasına neden olmuştu. İlgili genelgede ise atama usulü şu şekilde belirtilmişti. “Anadolu Liseleri öğretmenliği için, 2000 yılında yapılan “Öğretmen Seçme Sınavı” sonucunda katılmış olduğu mülakat/uygulama sınavında 70 puan ve üzerinde puan alarak başarılı olup; son üç yıl içinde adli ve idari soruşturma ile görev yeri değiştirilmemiş ve son iki yılda iyi derecenin altında sicil notu almamış olmak koşuluyla, sınav puanı üstünlüğüne göre atanır” şeklindeydi. Yazınızda 2005/73 nolu genelge mağdurlarına çok yer vermişsiniz. Bu genelgeye göre atanan öğretmenleri mağdur eden hukuk yada sendikalar değil dönemin bakanlık yönetimidir. Bile bile yargı kararına rağmen kararı uygulamamakta ısrar etmişlerdir. Mağduriyetin kaynağı budur. Ayrıca size o genelgeyi bir daha hatırlatayım. Sanırım yanlış hatırlıyorsunuz. Söylediğiniz doğru mülakat ve sınav puanına göre atananlar olmuştur. Onlarla ilgili bir sorun yok. Fakat o genelgede yer alan sınavsız atamalar sorun oluşturmuştur. Bakanlık sınav yapmak yerine işin kolayına kaçmış ve yargı duvarına çarpmıştır. Yargının verdiği kararlardan rahatsız olmanız Demokratik Hukuk Devletinde faaliyet gösteren bir sendika yöneticisine yakışmamaktadır. Genelgeyi belki yeniden okursunuz diye size linkleyeyim. http://personel.meb.gov.tr/upload/Anadolu_Genelge_2005.pdf İlgili yazıda bahsedilen konu ise Adana ilin de ki bir öğretmenin Anadolu Liselerine yapılacak yönetici atamasında önceliğin Anadolu Liselerine verilmesi ile ilgili bireysel davasıydı. Mahkeme sonucunda ortaya çıkan kararda ise Anadolu Liselerine Türkiye genelindeki tüm illerde yapılacak yönetici atamalarında bu tür okullarda çalışanlara ve çalışma hakkı bulunanlara öncelik tanınması şeklinde olmuştur. Dava süreci devam ederken Anadolu Lisesi puanlarının yeniden hesaplanması ile davacının okul yöneticiliğine atamaya esas puanı yetersiz olmuş ve Anadolu Lisesi yöneticiliğine atanma şansını kaybetmiştir. Sonuç olarak dava Eğitim Bir Senin davası değil, Eğitim Bir Sen üyesinin bireysel olarak açtığı ve bireysel olarak feragat ettiği bir davadır. Yani sizlerin 2005/73 sayılı genelgeyi iptal ettirerek atanan onca öğretmeni mağdur ettiğiniz gibi yaklaşım sergilenmemiştir. Anadolu Liselerine yapılacak yönetici ataması ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığının nasıl bir adım atacağı sorusunun cevabı ise temyiz den sonra ortaya çıkacaktır. Şuanda Milli Eğitim Bakanlığının atacağı her hangi bir adım mahkeme kapısında bekleyenlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir. Dava açmak gibi feragat da doğal bir haktır. Feragat; davadan yani davanın kazanımlarından, davadaki iddia ve taleplerden vazgeçmek anlamına gelmektedir. Dava Şubat 2011 başında tebliğ edilmiştir. 07 Şubatta bakanlık sadece Adana’da uygulayacağız demiştir. 12 Şubat 2011’de ise kişi feragat etmiştir. İşte Danıştay’daki görüntü: Sürecin bu kadar hızlı işlemesi sizce şaşırtıcı değil mi? Ben bu feragatın davayı üstlenen sendikanın hiçbir etkisi yada bilgisi olmaksızın gerçekleşmesine olanak vermiyorum. Başkaca bir şey daha söyleyeyim ve bunu siz açıklayın. Davayı Anadolu Lisesine Müdür Başyardımcısı olarak atanmadığı için açan sayın üyeniz fergata rağmen istediği kurumda şu anda Müdür Başyardımcısı olarak kadrolu yada görevlendirme olarak görev yapmaktadır. Bunun da bir izahı mutlaka vardır. İlgili yazıdaki şu cümle ise hayli dikkat çekiciydi, “Adana’dan açılan dava kararının ortaya çıkması sürecinde; bu davanın Eğitim Bir Sen tarafından açılmış olmasına kamuoyu şaşırmıştı.” anlaşılan o ki taraflı ve ideolojik bakış kamuoyunu değil, sadece bu cümleleri söyleyenleri şaşırtmıştı. Eğitim Bir Senin açtığı ve kazandığı davalar ile ilgili olarak bilgi edinmek için aşağıdakie Eğitimbirsen sitesine girmeleri yeterli olacaktır. Ayrıca Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi, okul müdürlerinin parti teşkilatlarında belirlendiği adil yönetici atamasının olmadığı Metin Bostancıoğlu döneminde yargısız infazla meslekten atılanlara sicil affı ile haklarının iade edilmesi, Toplu Sözleşme ile uyarı ve kınama cezalarına yargı yolunun açılması, il dışına çıkışlarda izin uygulamasının kaldırılması, uzman öğretmenlik sorununun son bulması, İl Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurulunda sendika temsilcisinin bulunması… vb birçok kazanım Eğitim Bir Senin kazanımıdır. Eğer yukarıda sayılan tüm kazanımları sadece sendikanıza mal ediyorsanız bu sözün bittiği yerdir. Bu nedenle söz söylemeye dahi gerek yoktur. Şimdi bu yazıyı kaleme alan değerli arkadaşıma şu soruları sormak istiyorum. Üyesi olduğun ve bir dönem de şube başkanlığını yaptığın sendika bu güne kadar eğitim ve eğitimciler ile ilgili hangi kazanımı elde etti? Birçok mahkemeniz ve basın açıklamanız ideolojik duruştan başka bir şey değil de nedir? Tüm bu yaptıklarınızı ideolojiniz ile birleştirip insanlarımızın, genç kızlarımızın inançlarının karşısında durmadınız mı? Bazen öğretmenevindeki tespih ve seccadeden rahatsız olup basın açıklaması yaptınız, bazen de başı örtülü olduğu için okuyamayan kızlarımızın, bırakın okumasını sınavlara bile girmesinden rahatsız olup mahkeme kapılarına koşmadınız mı? Üyesi olduğum Sendikamda şube başkanlığı yapmadığımı belirttikten sonra; Son söz olarak sendikanızın açtığı davalar ve sonuçlarından bir haber olmadığımı bilmenizi isterim. Fakat bir çelişkiyi lütfen düzeltiniz. Siz dava açtığınızda hak aramış oluyorsunuz fakat biz mahkeme kapılarında mesken tutmuş oluyoruz. Mahkeme kararını beğenmediğinizde (verdiğiniz ALES örneğinde olduğu gibi) mahkemeleri ideolojik olmakla suçluyor,ı işinize geldiğinde de mahkemelere başvurmaktan geri durmuyorsunuz. Bu ne yaman çelişkidir açıklarsanız memnun oluruz. Mahkemeler mevcut mevzuatlara göre karar veren kurumlardır ve Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmez öğesidir. Verilen kararları eleştirmek yerine mahkemenin dayanaklarının TBMM’de kaldırılması için mücadele vermeniz ülke adına da ideolojiniz adına da yararlı olacaktır. Hiçbir zaman bırakın bir örgütü kişilere karşı dahi düşmanlık beslemedim. İnsanları oldukları gibi kabul etmeyi yeğledim. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır felesfesiyle hareket ettim. Aranızda yani sendikanızda üst düzey dahil yönetici olan ve samimi olarak görüştüğüm bir çok arkadaşım da vardır. Bu nedenle kaleme alınan bu yazınızı sendikanızı bağlamayan sadece şahsınıza ait talihsiz bir yazı olarak değerlendiriyorum. Size cevap vermemin sebebi ise şahsınızı militarist yaklaşımdan ve bulunduğunuz psikolojik durumdan uzaklaştırmaya katkı sağlamak içindir… Söyleyecek daha çok söz var fakat anlayana bu kadarı da yeterlidir diye düşünüyorum. Takdir kamuoyunun ve eğitim camiasınındır. Tabii ki takdir kamuoyunun ve eğitim camiasınındır. Saygılarımla… Saygılarımla… Not: Değerli eğitimci arkadaşım adresinizi bildirmeniz durumunda Eğitim Bir Senin yayınlamış olduğu “Sendikal Kazanımlarımız” kitabının size ulaşmasını sağlayabilirim. Melih Durmaz Eğitim Bir Sen İstanbul 4 Nolu Şube Şube Sekreteri melihdurmaz80@gmail.com Maksut BALMUK Eğitim Yöneticisi Memurlar, memurlar net, memur Kynk: www.kamudanhaber.com Paylaş Google
Facebook
Digg
Delicious
Twitter
Yorum Yap Paylaş Yazdır Kaydet Yorumlar ( 0 / 0 )
Diğer Atama Haberleri :
<<
>>
|
SORGULAMALAR
Menü
İlgili Haber Sözleşmeli Öğretmen Memur Atama Atamalar TBMM Yazıları Sorular Cevaplar kamu personel seçme sınavı kpss KPSS 10 Puan Hesaplama Kadrosuz Usta Öğreticiler memurlar memur personel alım ilanları Yönetici atama haberleriSon Yorumlar
|